Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Alıntıdır*

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi : Madde 1 – Bütün insanlar özgür , onur ve haklar bakımından eşit doğarlar .Akıl ve vicdana sahiptirler , birbirlerine karşı kardeşlik anlayışı ile davranmalıdırlar.

Kuran – Nisa /144 : Ey iman edenler ! Müminleri bırakıpta kÂfirleri dost edinmeyin ( bunu yaparak) Allah’a aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz ?

Kuran – Al-i İmran/28 : Müminler müminleri bırakıpta da kÂfirleri dost edinmesin.Kim bunu yaparsa ,artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur.

Kuran – Tevbe / 29 : Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan , Allah ve resÛlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle , küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın .

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi : Madde – 2 : Herkes ırk ,dil,din,renk,cinsiyet,siyasal ve başka bir görüş,ulusal ve ya sosyal köken,mülkiyet,doğuş ve ya herhangi bir ayrım gözetmeksizin bu bildirgede ilan edilen bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir ( Hiçbir ayrım gözetmeksizin.)

KURAN – Maide / 51 : Ey iman edenler ! Yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin.Zira onlar birbirinin dostlarıdırlar , içinizden onları dost edenler,onlardandır.Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna yol göstermez .

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi – Madde – 3 : Yaşamak , özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.

KURAN – Tevbe / 5 : Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün ; onları yakalayın , onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin.Eğer tevbe eder , namazi dosdoğru kılar , zekatıda verirlerse artık yollarını serbest bırakın .

KURAN – Nisa / 89 : Sizinde kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız.O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiç birini dost edinmeyin.Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın,bulduğunuz yerde öldürün ve onların hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin .

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi - Madde – 4 : Hiç kimse kölelik ve ya kulluk altında bulundurulamaz , kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır .

KURAN – Bakara/ 178 : Ey iman edenler ! Öldürenler hakkında size kısas farz kılındı.Hüre hür ,köleye köle ,kadına kadın öldürülür .

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi – Madde – 16 : a) Yetişkin bir erkeğin ve kadının ırk , yurttaşlık ve ya din bakımlarından herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın evlenme ve aile kurma hakkı vardır.

KURAN – Bakara/221 : İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin . Beğenseniz bile putperest bir kadından , imanla bir dişi köle kesinlikle daha iyidir . İman etmedikçe putperest erkekleride(kızlarınızla)evlendirmeyin.Beğenseniz bile,putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir .

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi- Madde – 5 : Hiç kimseye işkence yapılamaz , insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunamaz ve onur kırıcı şekilde ceza verilemez .

KURAN – Maide / 38 : Hırsızlık eden erkek ve ya kadının yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allahtan bir ibret olmak üzere ellerini kesin.

KURAN – Nur / 2 : Zina eden kadin ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun ; Allaha ve ahiret gününe inanıyorsanız , Allahın dininde onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi- Madde – 7 : Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir .

KURAN – Nahl / 75 : Allah hiçbir şeye güçü yetmeyen , başkasının mali olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan ( hür ) bir kimseyi misal verir . Bunlar hiç eşit olurlar mı ?

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi – Madde – 13 : a ) Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır .
b ) Herkes kendi ülkeside dahil olmak üzere , herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir .

KURAN – Tevbe / 28 : Ey iman edenler ! Puta tapanlar ancak bir pisliktir.Onun için bu yıllardan sonra Mescid – i Harama yaklaşmasınlar.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi– Madde – 18 : Herkesin düşünce , din ve vidan özgürlüğüne hakkı vardır . Hiç kimse bu özellikleri bakımından dışlanamaz .

KURAN – Tevbe / 29 : Kendilerine kitap verilenlerden Allaha ve ahiret gününe inanmayan , Allah ve resÛlünün haram kildiğini haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle ,küçülerek elleriyle cizye verene kadar savaşın .

*Facebook’ta mesaj olarak gelmiş, esas kaynağı kimdir bilemiyorum, eğer kendisi bana ulaşırsa ismini yazıda belirtirim.

Milli Gazete’de yayınlanan Mevlüt Özcan imzasını taşıyan bir yazıdan bahsetmek istiyorum bugün. Yazı domuz yemenin domuz gribiyle ilgili olduğunu söylüyor, ama nasıl söylüyor buyrun kendiniz görün:

Biyolojik olarak insan, ortalama 150 yıl yaşayabilir. Günümüzde domuz eti ve diğer kısımları yenmiyen yerlerde meselâ, Kafkasya’da 130-150 yaşlarında sihhatli insanlar yaşıyorlar.

Sanırım Özcan’ın bu bilgisi dünyanın geri kalanının dikkatinden kaçmış. Zira yaşı kesin olarak bilinen en yaşlı insan 122 sene yaşayan bir Fransız. Tam listeyi şuradan görmek mümkün. Listede en uzun yaşayan 100 insanın isimleri ve yaşadıkları ülkeler listelenmiş. Tek bir tanesi bile domuz yemenin yasak olduğu ülkeler değil. Hatta domuz eti geleneksel mutfağın önemli bir parçası.

Domuz mamullerinde grip virüsünün mevcudiyetinden şüphe yoktur.Günümüzde bu “domuz gribi”olarak çok yaygındır. Kim domuz mamullerini doğrudan veya yiyeceklere katılmış olarak yerse (ki, bunlar her çeşit sucuk, salam ve sosislerde mevcuttur) otomatik olarak grip virüsünü de almış olur.

Özcan sadece ağız ve burun yoluyla bulaştığı tespit edilen domuz gribi virüsünün aynı zamanda sucuk salamdan da geçtiğini keşfetmiş. Eh bilim adamları daha iyi bilecek değil ya?

Bu virüs vücutta en müsait olan akciğer dokularına gider ve yerleşir. Orada gelişmesi için  müsait bir ortam buluncaya kadar bekler. Meselâ ilkbaharda vitamin eksikliği sebebiyle hastalık çoğalır, grip salgını her tarafta kol gezer.

Burada da çuvallamış. Virüs burun ve boğaza yerleşip çoğalıyor ve sonra esas zararı verdiği akciğerlere iniyor. Ağız ve burnu tuzlu suyla yıkamak (gargara) ve sıcak içecekleri bolca ve sık sık tüketmek virüslerin çoğalmasını engelleyen önlemlere olarak duyuruluyor.

Domuz mamullerinin tam bir insan zehiri olduğu isbat edilmiştir.Domuz denilen zehir vücuda alınınca, vücudun normal zehir atma organları tarafından atılması mümkün değildir.Yani urin, nefes yolları, dışkı, ter ve deri yollarından bu zehir atılamaz. Bu zehir sadece hastalık şekillerinden iltihaplar, iç ve dış iltihaplı hastalıklar… gibi yollarla insan vücudundan atılabilir. Çünkü insan vücudu, domuz etinde ve diğer kısımlarında mevcut olan zehiri tabii yollarla atabilecek bir durumda yaratılmamıştır. Vücut derhal zorlanarak akıl almaz hastalıklara düçar olur.Bu hastalıkları daha sonraki yazılarımızda inşaallah ele alacağaz.

İmla yanlışlarını bir yana koyarsak, domuz etinin kendisi dana ya da kuzu etinden daha zararlı bir et değildir. Domuz etinin zararı, iyi pişirilmediği zaman insanlara geçebilecek olan parazitler söz konusu olduğunda görülebilir. Etin kendisinin bir zehiri yoktur. Eğer pişirirken etin tamamı en az 71 dereceye ulaşırsa içinde herhangi bir parazit yaşayamaz.

Domuz mamullerini yiyen insanlarda domuz melaneti vücuda yerleşir. Böylece zamanla o insanlar domuza benzemeye başlarlar.

Avrupa’da en çok domuz tüketenler muhtemelen Fransızlar, Almanlar ve İspanyollardır. Bugüne kadar bu ülkelerden tanıdığım hiç bir insan, domuza benzemiyordu. Abi kimleri kastediyor merak ediyorum.

 

Ablalar pek de domuza benzemiyorlar sanki?

 

 

Biliyor musunuz?

Domuz ve saksağan eşcinseldir. Dünyada sadece bu iki hayvan eşcinseldir.Bir de özellikle son yıllarda insan neslinden eşcinsel olanların sayısı tahminlerin üzerinde bir düzeyde seyretmektedir.Bugün Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde eşcinsellik tahmin bile edilemez miktarlara ulaşmıştır. Bu ülkelerde eşcinsellerin birbirleriyle resmi evlilikleri devletlerce kayıt altına alınmaktadır. Bunun domuz mamullerini yemekle çok yakından alakası vardır.

Domuz ve saksağan hayvanlar alemindeki tek eşcinselmiş. Vay be. Hangi evrende yaşadığını çok merak ediyorum. Evet domuzlarda homoseksüellik görülmüştür. Ancak domuzlar homoseksüelliğin gözlemlendiği tek memeli değildir. Koyun, fare, evcil kedi, sığır, çita, at, katil balina, koala, aslan, kirpi, yarasa, kutup ayısı, tavşan, tilki, sincap, evcil köpek, orangutan, zebra, kaplan ve Türkçesini bilmediğim bir sürü hayvanda homoseksüel davranışlar gözlemlenmiştir. Hadi domuza garezin var tamam, peki saksağanla ne alıp veremediğin nedir be adam?

Eşcinsellik tahminlerin ötesindeymiş. Sanki hava tahmini yapıyor adam. Eşcinsel evliliğine de sataşmadan duramaz tabi. İnsanların kiminle hayatlarını geçirmek istediklerini kendisine sormalarını bekliyor sanırım. Eşcinsel evliliği gerekli ve adil bir şeydir. Dar görüşlü insanların bunu anlaması zordur ama bir insan hayatını bir başkasıyla geçirmek istiyorsa, heteroseksüel insanların aynı istek sonucunda kazandığı haklardan muaf tutulmamalıdır. Bu ayrımcılıktır ve insan haklarına aykırıdır. Nokta.

Son olarak domuz yemenin eşcinselliğe sebep olduğunu söylemiş. Eh be adam, peki İran gibi domuzun sınırdan giremediği bir ülkede niye homoseksüeller var? Homoseksüelleri idam ettiği bilinen İran‘da niye böyle bir yasaya ihtiyaç var? Demek ki İran’da homoseksüeller domuz etinin yokluğuna rağmen varlar. Belki bunun başka bir sebebi vardır? Hiç düşündün mü? Hayır elbette düşünmedin. Düşünebilsen bu yazdıklarını yazmazdın zaten.

Ülkemizde de durum hiç içaçıcı değildir. En küçük kasabalara varıncaya kadar umumi helâların kabin kapılarının arkasına yazılan ilanlar durumun vehametini göstermektedir. Her ne kadar bunlar görmezden gelinse de yakın bir zamanda büyük patlamalara sebebiyet vereceği açıktır. Ülkemizde de bu kasırganın, domuz mamullerinin ne kadar çok tüketildiğinin ve meydana getireceği belânın boyutlarını göstermektedir.

Eşcinselliği domuz yemeye bağladığı yetmezmiş gibi en ufak kasabalarda domuz satıldığını ve bu yüzden homoseksüellerin umumi tuvaletlere telefonlarını yazdıklarını iddia etmiş. İşim sebebiyle Türkiye’nin bir çok yerini gezdim. 70%ini gördüm il merkezlerinin. Benim bildiğim domuz eti satılan Türkiye’de sayılı yer var. Onlar da küçük kasabalarda vs değil, gayrı müslimlerin yaşadığı büyük şehirlerdeki bazı semtlerde bulunuyor. Hedef kitle zaten belli. Abinin teorisine göre bu eşcinseller Nişantaşı’ndaki şarküteriden domuz eti sipariş edip Kısıklıkarahisar* ilçesinde yiyor ve eşcinsel dürtüleri yüzünden gidip tuvalet kapılarına telefonunu yazıyor. Süper. Belki de bunun daha az fantastik bir açıklaması vardır? Örneğin X kişi, bir sebepten kızdığı Y kişinin adını ve telefonunu tuvalet kapısına yazarak bir nevi intikam peşindedir? Hiç mi düşünemedin bunu? Birisi yarın sana kızıp bir tuvalete senin telefonunu ve adını yazsa, bunu otomatikman domuz yedikten sonra eşcinsel olduğuna mı bağlamamız gerekiyor? Boynunun üstündeki organ bu kadar da mı çalışmıyor?

Hükümet domuz mamullerinin kasaplarda, market reyonlarında satılmasına izin vermekle, 2 domuzu olana domuz yetiştirme kredisi açmakla, domuz çiftliklerini çoğaltma zemini hazırlamakla ülkemizin idam sehpasını kurmuştur. “Domuz gribi” bu sehbanın başına geçen celattır. Bu cellat kimlerin ilk elde ipin çekecek, ömrü olanlar buna şahit olacaklardır.Şunu da ifade etmiş olalım: Domuz yetiştirilmesine kolaylıklar sağlayanlar, yetiştirenler, milletimize bu hayvanın mamullerini habersizce yedirenler dünya ve ahirette bunun bedelini çok ağır ödeyeceklerdir. Bunun böyle olması da Allah (CC)’ın adaletinin sonucudur.

Domuz etinin satılması uzun süredir serbest. Benim hatırladığım en uzak tarih 1999 yılında domuz eti satan en az 3 şarküteri olduğu İstanbul’da. Domuz’un yüz yıllardır tüketildiği ülkelerin idam sehpasında duruyormuş gibi bir halleri yok. Buna karşın yüz yıllardır cahil olan ve cahil kalan halkların ne durumda olduğu ortada.

Cahillik ne kötü şey…

*Kısıklıkarahisar diye bir yer muhtemelen yoktur, ben uydurdum.

Kontekst dışı alıntı, yani konunun sadece belli bir kısmını alarak esas mesajdan farklı bir anlama sahipmiş gibi göstermek demagoji yapmanın olmazsa olmazlarındandır.

Çok basit bir örnekle bunu göstermek anlatmaktan daha kolay diye düşünüyorum.

Alttaki paragraf, doğrudan Charles Darwin‘in Türlerin Kökeni isimli ve Evrim Teorisini anlattığı kitabından alıntıdır:

Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz… Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktı.

Bu paragrafı tek başına okuduğumuzda Darwin’in kendisinin bile teorisine inanmadığı zira çok önemli fosillerin var olmadığını söylediğini görüyoruz.

Ancak kitapta yazının devamı okunduğunda ortaya çıkan tablo çok farklı  (Kitap artık “public domain” yani telif hakkı olmayan bir kitap olduğu için tamamını internette bulmak mümkün):

Yukarıda tercümesini aldığımız paragrafın orijinali ve tamamı şu şekilde :

These difficulties and objections may be classed under the following heads:-Firstly, why, if species have descended from other species by insensibly fine gradations, do we not everywhere see innumerable transitional forms? Why is not all nature in confusion instead of the species being, as we see them, well defined?

Secondly, is it possible that an animal having, for instance, the structure and habits of a bat, could have been formed by the modification of some animal with wholly different habits? Can we believe that natural selection could produce, on the one hand, organs of trifling importance, such as the tail of a giraffe, which serves as a fly-flapper, and, on the other hand, organs of such wonderful structure, as the eye, of which we hardly as yet fully understand the inimitable perfection?

Thirdly, can instincts be acquired and modified through natural selection? What shall we say to so marvellous an instinct as that which leads the bee to make cells, which have practically anticipated the discoveries of profound mathematicians?

Fourthly, how can we account for species, when crossed, being sterile and producing sterile offspring, whereas, when varieties are crossed, their fertility is unimpaired?

Bu paragrafların her birisi, Darwin’in teorisine karşı getirilebilecek eleştirileri sıralamaktadır. Toplam dört başlıkta ele aldığı bu eleştirileri de kitabın 6. bölümü boyunca ele alıp cevaplamaktadır. CTRL + F tuş kombinasyonuyla ilgili yerler kolaylıkla bulunabilir.

Kitabın Türkçe tercümesini internette bulamadığım için kitabın satın alınabileceği linki vermek daha mantıklı göründü. Orijinali internette mevcut ve Darwin’in bu 4 ana eleştiriye verdiği cevaplar İngilizce orijinalinden okunabilir.

Kontekst dışı alıntıyı yapan siteler bu paragrafı verdikten sonra “ve Darwin’den veri ara geçiş formu bulunamadı” masalını anlatmaya başlarlar, ki bu da ayrı bir demagojidir. Var olmayan bir yaratık hayal edip sonra buna “ara geçiş böyledir” dedikten sonra “ara geçiş bulunamamıştır, Darwin yanlıştır” demek de Zübükzade İbraam’ın yüzünü kızartacak cinsten bir demagojidir.

 

Aranıp bulunamayan ara geçiş formu - Crockoduck (Timdek)

 

 

Burada önemli olan şey kontekst dışı alıntıların tehlikesidir. “Cımbızla ayıklamak” teriminin uygun olduğu durumlardan birisidir. Sadece eleştirilerin formüle edildiği ama cevapların görmezden gelindiği bir alıntı, Charles Darwin’e aslında hiç aklında olmayan bir şey söyletmektedir.

 

 

Eski Gönderiler »